Posts

Showing posts from October, 2014

"Bir Kıbrıslı böyle bir şey asla yapmaz"

Önceki gün Sosyal Medya, ortalama 10 gün önce Yiğitler Burcu Parkı'nın girişine dikilen Bener Hakkı Hakeri'nin büstünün boyanıp, kırılması üzerine 'küfürlerle' dolup taştı! Yapılan saldırının doğru olduğunu söyleyecek değilim... Kesinlikle kınanması gereken ve ciddi dersler çıkarılması gereken bir konu olmasına rağmen, Sosyal Medya'da dönen tartışmaları tehlikeli bulduğumu söylemek zorundayım! Yüce Kıbrıslılık Sendromu'nun etkilerinin açık bir şekilde görüldüğü bu tip tartışmalarda, ırkçılığa dahi varacak söylemlerin bulunması dikkat çekici bir olgu olarak karşımızda duruyor... *** Dikkat çekilmesi gereken daha farklı noktalar olması ise aşikar! Bener Hakkı Hakeri kimdir? Yaptığı işleri kaç kişi biliyor? Neden saygı duyulmalıdır? Hakeri ile ilgili herhangi bir eğitim mi verildi bizlere? Aynı konu ile alakalı olarak, Atatürk'ün herhangi bir büstüne saldırı yapıldığını hiç duydunuz mu? Duyamazsınız! Çünkü Atatürk bizlere daha Okul ...

Müzikte sendikalaşma üzerine

Sendika, çalışanların ortak hak ve çıkarlarını korumak, sorunlarını çözmek için kurulmuş ekonomik öğeler taşıyan, devlet, siyasi parti ve iktidar örgütlenmelerinden bağımsız örgütler olarak, herhangi bir iş dalında olduğu gibi, müzik dalında da ciddi bir önem taşımaktadır. Genelde müzik icra eden kişiler bu konuda çok kafa yormasalar da, yaşadığımız ekonomik sistem gereği onlar da sömürülmeye ve gün be gün fakirleşmeye devam ediyorlar... Yaşayabilecekleri “iş kazası” ihtimali de cabası... O yüzden, bugünkü köşemde değerli müzik emekçisi arkadaşlara, haddimi aşarak önermelerde bulunmak istiyorum. *** Değerli müzik emekçisi arkadaşlar; Ülkemizdeki müzik sektörü ve icra ettiğiniz müzik malumunuz... Barlarda çıktığınız sahnelerde saatlerce emek harcamanıza rağmen birçoğunuz emeğinizin karşılığını maddi olarak alamıyor; eminim ki birçoğunuz da ülkedeki müzik dinleyicisi potansiyelinden de kaynaklı olarak istediğiniz müziği icra edemiyorsunuz. Bunların yanısıra; bar sahipler...

Kibirinizde boğulacaksınız

Son yılların en kaliteli, Dünya otoriteleri tarafından da ilk sıralara yerleştirilen, yönetmenliğini Onur Ünlü'nün, senaristliğini de Burak Aksak'ın yaptığı ve Türkiye Yönetimi tarafından Gezi sürecinde (her ne kadar reyting gibi basit gerekçeler sunulsa da) durdurulan dizisi 'Leyla ile Mecnun'da Yavuz karakterini canlandıran Osman Sonant, 63. bölümde rol icabı bir açılışta sahneye çıkıp, açılışta bulunan 'saygıdeğer işadamları'na birşeyler söylemişti... Çoğu zaman detaylara önem vermiyoruz ya hani, muhtemelen bu da dizinin içinde kaynayıp gitmiştir diye düşünüyorum... O yüzden bugünkü köşe yazımı, kendi düşüncelerimi de basitçe aktardığını düşünerek, Osman Sonant'ın tiradına bırakıyorum... Gününüz aydın olsun... *** “Saygıdeğer işadamımıza... Kendisini tanımıyorum ama heralde böyle çok parası olanlara saygıdeğer deniyor, değil mi?.. Öyle birşey diyorsunuz. Çok parası olunca saygıdeğer oluyor galiba, bu saygıdeğer iş adamımıza ben birşey söyle...

Yas döneminde 'müzik' üzerine...

Son günlerde Sosyal Medya'da Soma'da yaşanan katliam ardından Kıbrıs'ta müzik ile uğraşan insanlar arasında bir tartışma alevlendi. Tartışma şu: İnsanlar yas tutarken, müzik yapmak doğru mudur? Bu konuda benim de haddimi aşarak söyleyecek birkaç sözüm olduğundan, bugünkü köşemi buna ayırıyorum. İlk olarak, ben müziğin sadece popüler kültür ve eğlence mekanlarına ait olduğunu düşünenlerden değilim. Müziğin mutluluğu bestelediği gibi, mutsuzluğu, nefreti ve hatta politik bir mesajı bestelemesi gerektiğini de düşünüyorum. Ancak bu konu ile ilgili tavrım açıkçası şu şekildedir... 'Yas' tutulan gecelerde müzik yapılabilirdi. Bu konuda hiçbir sıkıntım yok. Ancak yapılan müzik eğlence kültürüne, (ki Kıbrıs 'piyasası'nda daha farklı iş yapanların sayısı maalesef bir elin parmağını geçmez gibi gözlemliyorum) hitap ettiği sürece; müzik sadece 'drug sex & rock n' roll'dan öteye gitmeyecektir. Halbuki müziğin çok daha fazla dertleri...

Ne mutlu 'Gıbrız'lıyız diyene!

'Kıbrıs Havaları Müzik Etkinliği' - 'Gıbrıs Kültür Sanat Festivalleri', 'uçan 'Gıbrız'lılar', 'Dillirga'nın Gıbrız'ı... İçimiz dışımız 'Gıbrız'lılık ile doldu taştı! Bir toplum olamamanın verdiği eziklik ile, halen daha 1571 Osmanlı İşgali Kıbrıs'ta yeni olmuşcasına, o günlerden tatlı esintiler eşliğinde yaşama çabası peşimizi bırakmıyor... Nasıl bir belaysa artık! 'Gıbrız'lı gibi yaşamak, sokak kapısını açık bırakarak uyuyabilmek, arabanın anahtarını 'isviç'in üzerinde bırakarak uzunca bir süre ortalıktan kaybolmak... Yokolmuşluğun verdiği sendrom! *** Kendimizi ispat etmeye çalışıyoruz! O kadar 'yok'uz ki, milattan önce 10 yılından kalma 'kültür'ümüzü korumak için dernekler kuruyor, festivaller düzenliyoruz! Toplumların ekonomik ve sosyo-kültürel gelişmelerinden hiçbir haberi olmadan, yaşasın Kıbrıslılık ve 'Gıbrız' kültürümüz! Bizi yok etmeye çalışıyorlar diye diye Hitler...

Küfretmek ve toplumdaki etkileri

Son birkaç gündür kişisel kaygılarımdan da kaynaklı olarak, hal-i hazırda sık kullandığım küfür içeren kelimelerde artış olduğunu hissettim. Genelde de küfür kullanan birisi olmakla beraber, son birkaç gündür bu sayının gözle görülür şekilde arttığını ifade etmekte sıkıntı görmüyorum. Hem ülke 'aynı'lığından çok sıkıldığım, hem de kişisel bazı problemlere sahip olduğumdan ötürü, ettiğim küfür sayısında artış olduğunu düşünüyorum. Neyse konuya dönelim... Yukarıda bahsettiğim olaylardan dolayı dün internet üzerinden küçücük bir araştırma yaptım. Her konu hakkında bir bilimsel veriye sahip olan İsviçreli bilim insanlarının küfür etmenin rahatlatması üzerine de bir açıklaması var mı diye kontrol ettim ama nafile... Her konuda söyleyecek sözü olan bu İsviçerli bilim insanları bu konuda bir açıklama yapmamış! Önce üzüldüm, sonra da küfrettim tabii... Daha sonrasında bu kez Amerikalı bilim insanlarının bu konu ile ilgili bir açıklamasını bulup rahatladım... Amerika...

Bira; beslenmek için en iyi gıda

Yüzde 10 KDV’li temel tüketim maddesi olan süt, yüzde 20 KDV oranlı alkollü içki kategorisinde yer alan biradan daha pahalı hale geldi… KKTC’de süte gelen astronomik zamla 1 kutu süt 3 TL’yi bulurken; 1 şişe bira 2,75 TL’den satılıyor… Bakanlar Kurulu’nun düzenlediği çiğ süt fiyatları, Gıda Tarım ve Enerji Bakanlığı’nın tadiline rağmen vatandaşın aleyhine üreticiye yansıdı ve maliyet nedeniyle süte gelen yüzde 30 zammın, ilk önce pastörize süte sonra da tüm süt ürünlerine yansıması bekleniyor. *** Devletimiz bizi çok düşünüyor vesselam... Yaşanan sıkıntılara umursuzca yaklaşmamız için Bira'yı sütten daha ucuz tutarak, hem bize faydaları dokunuyor hem de kendilerine... Ne güzel hayat be! Ohh! Yaşasın alkolizm! İç da korkma! Hem de devletin teşviki ile... *** Çocuğun süte ihtiyacı mı var? Boşver be! Ver birayı hem daha kolay uykuya dalar! Kafa da rahat! Bütün gece çocukla mı uğraşacağız? *** KOOP Süt'e de bu sayfadan naçizane önerimdir! Zaten...

Arabesk yaşıyoruz hocam!

Sinemanın en yaygın, 'gelişmemiş' izleyicinin en çok tuttuğu, ağlatı ile dramın bozulmuş, karikatürleştirilmiş biçiminden ortaya çıkan türe verilen 'Melodram' adı, yıllardır tüm dünya ve tabii ki Türk kültürünü de ciddi bir şekilde etkilemiş ve etkilemeye de devam ediyor... İyiler ve kötülerin arasında çıkan savaşın, zengin ile fakirin arasında yaşanan çatışmanın sonucunda iyi ve fakirin her zaman bir şekilde 'kazandığı' o beyaz perde... İyiler ile kötüler arasındaki uğraşının sonu daha başlangıcından bellidir: İyilerin başına gelmedik şey kalmaz; ama yine de çoğunlukla, beklenmedik bir kurtarıcı, beklenmedik bir anda ortaya çıkıp her şeyi tatlıya bağlar. İster acıklı, ister sevinçli olsun, bütün durumlar birbirini çizemsel bir yoldan, nöbetleşe izler. Ne kadar da Yeşilçam değil mi? *** İzleyiciyi en kolayından etkilemek amacıyla en ucuz yollara başvuran; olağanüstü durumlar, olağanüstü rastlantılar, çapraşık olaylar düzenleyen; yalınç, kaba çizgiler...

Bir sabah uyandım; zenginim!

Sabah uyanmışım genişçe bir yatağın üzerinde... Keyif benim ya; Biraz daha uyuzluk yapmak için yatağın içinde bir o tarafa, bir bu tarafa dönüp duruyorum. Ayın 20'si benim cebimde halen sayarken usandığım bir tomar para var... Alışmamışım... Ama o kadar da güzel gelmiş ki; Bugün ne yapacağımı düşünerek yataktan yavaşça kalktım... Zaten yalnızım; Paramı dağıtmam gereken, özel okullara vermem gereken çoluk çocuğum da yok... Yağı çok bulan arap gibi, nereye süreceğimi bilemiyorum; Bugün ne yesem diye düşündüm... Dün akşam az pişmiş bir biftek yemişim, Tadı da ağzımda kaldı. O ne güzel bir biftekti yaa... Gerçi tuzu biraz fazla gelmiş, ama olsun... Bir biftek yüzünden zenginliğime gölge düşürecek hiçbir şeye mahal vermeyeceğim... Lafın kısası; Bugün karides mi yesem, havyar mı, karar veremedim... Off, zengin olmak çok pis iş yahu... *** O kadar çok param var; Bir temizlikçi, bir şoför tutamadım be... Benden adam olmaz! *** Neyse; Üç katl...