Posts

Halbuki Ayşe, 20 Temmuz’da tatile zaten çıkmıştı

Image
  Neden 14 Ağustos değil de, 20 Temmuz? Halbuki Birleşik Krallık, Ayşe 20 Temmuz’da tatile zaten çıkmıştı! Ayşe’nin tatili 14 Ağustos değil, 20 Temmuz’da başlamıştır! İşgal konusunda 20 Temmuz’u değil de, 14 Ağustos’u referans almanın siyasal anlamı; 1. 20 Temmuz’da TSK’nın Kıbrıs’ı işgal etmediği, TC’nin, 1960 Garanti Anlaşması’nın Garantörlere verdiği görev (hak) doğrultusunda Kıbrıs’a Barış Harekatı düzenlediği yönündeki iddiaları kabullenmek ve savunmak anlamına gelir. Bu iddiaya göre, TSK, adaya askeri müdahale yapacak, 15 Temmuz Faşist Darbe ile bozulan anayasal düzeni tekrardan restore edip geri çekilecekti. Garanti anlaşmalarının Garantör devletlere yüklediği görev (*) buydu. Garantör devletler olarak Türkiye, Birleşik Krallık ve Yunanistan’ın üçünün de koordinasyon içinde hareket etmeleri mümkün değildi. Çünkü, Kıbrıs’taki anayasal düzeni yıkan bizzat bu görantörlerden biri Yunanistan idi. Bu nedenle Türkiye, “garantörlük görevini birlikte kullanalım” di...

Zor kullanma ve rıza

Merhaba, Uzun bir süre önce ara verdiğim köşe yazılarına bir süre Gazedda Kıbrıs'ın web sitesinde devam ediyorum. Özlediniz mi beni? Bence de! Niye özleyesiniz ki? *** Pazar sabahı, sevgili Hasan Yıkıcı ile kendisine ait malikanede buluşarak MOBESE kameraları ve Kent Güvenlik Sistemleri ile ilgili biraz sohbetledik. Kaydı dinlemek için buraya tıklayabilirsiniz. Kaydı dinlemek istemiyorsanız eğer konu genel olarak şu şekilde aslında... Bu ülke yarısında yaşanan güvenlik açığı ve 'devlet' denilen şeyin suçu engelleyecek bir çalışma yürütecek kapasitede olmamasından kaynaklı olarak, sokaklarımıza kameralar kurulacak. Kurulan kameralar aracılığıyla bahsi geçen 'suçlular' yanında, henüz suç işlememiş, devlet gözünde suç işleme potansiyeli olan bizler de gözetim altında tutulacağız. *** Kapitalizmde zor kullanma ve rıza her zaman iç içe geçmiş durumdadır. İktidar, yönettiği toplum içinde önce güvensizlik algısını yaratır sonra da onla...

"Vatan sevdasını, vatan aşkını öğrendim"

Zorunlu askerliği savunanların enteresan vicdani ret eleştirilerine şahit olmaktayız; yine! 1- "Temizlik yapmayı, bulaşık yıkamayı, çarşaflarımı dürmeyi askerde öğrendim! " Canım, sen bunları askerde öğrendiysen sorun sende. Ben henüz askere gitmedim, her gün evde temizlik yapmaya devam ediyorum. Yemeğimi de yapıyorum, bulaşıkları, çamaşırları da yıkıyorum. Yoksa sen artık yapmıyor musun? Öğrendin tamamdır? Yetti? 2- "Ben gittim paşa paşa X ay askerlik yaptım. Gene olsun gene yaparım. Onlar da yapsın" Git yap o halde! Benim henüz kullanılmamış bir zorunlu/gönüllü askerliğim var, benimkini verebilirim sana. Sen yaptın diye "O" da yapmak zorunda mı? 3- "Özlemeyi ve özlenmeyi askerlikte öğreniyorum" Sen hiç özel sektörde çalıştın mı canım? Gel günlük 10, haftalık 55 saat mesai yap, evde beraber yaşadığın insanı bile özlemeyi öğrenirsin... 4- "Vatan sevdasını, vatan aşkını öğrendim" "Vatan sevdan" iktidarların çıka...

Yasada bulunan haklarımız

Normal koşullarda, normal bir kara parçasında yaşıyor olsaydık belki de bu tür bir yazıya dahi ihtiyaç duyulmayacaktı. Lâkin, yaşadığımız ülkede var olan yasaların dahi devlet nezdinde uygulanmadığı göz önünde bulundurulduğunda, çalışanın haklarını öğrenmesi, yasaya aykırılığın bulunduğu durumlarda harekete geçebilecek bilgiye sahip olması önem arz etmektedir. Dolayısıyla, bu yazı bizlerin Basın İş Yasası'ndan kazandığımız haklarımızı içermektedir. 1- Çalışan, herhangi bir hafta içinde yemek saatleri hariç olmak üzere, günde sekiz saatten, haftada toplam kırk saatten fazla bir süreyle çalıştırılamaz.  Ancak, çalışanların oluruyla fazla çalışma yapılması gerektiği durumlarda işveren, çalışanı bu Yasanın 30’uncu  madde kuralları uyarınca ücretini ödemek  koşuluyla, günde en çok dört saat çalıştırabilir. (Basın İş Yasası Madde 36) 2. Haftalık çalışma süresi kırk saati aşmamak koşuluyla, Cumartesi saat 13.00’e kadar çalışılan süre fazla mesaiden sayılmaz. (Bası...

Neden sendika?

Sendikamız Basın-Sen'in yayın organının ilk sayısında kendimin de bu sayfalarda bir sütun bulabilmesinden dolayı müteşekkirim. Önceki yönetimde de gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz ancak maalesef bazı gerekçelerle hayata geçiremediğimiz süreli yayını şimdiki yönetimle hayata geçirmek kişisel olarak benim için önem arz etmektedir. Sendi ka üyesi ve henüz üyemiz olmayan tüm basın emekçisine ulaşabileceğimiz her ortam bizler için önemlidir. Hepimizin malumu; Kıbrıs'ın kuzeyindeki basın sektörü hiç olmadığı kadar zor günlerden geçmektedir. Yatırımlarımız eksik aksak, bir çoğumuzun maaşları açlık düzeyinin altında, iş garantimiz ise bulunmamaktadır. Bu satırları okuyan sen de dahil olmak üzere, bir çoğumuz yarın işyerine geldiğinde görevinden alındığını öğrenme tehlikesiyle karşı karşıyayız.   Çalışma koşullarımız her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Yasaların yıllardır bizi koruyacağını düşünüyoruz. Ancak görülebildiği üzere yasalar, tarih boyunca üreteni değil, üretimi kontrol ed...

Foucault: Panoptikon Toplum

Giriş Foucault'un felsefesi 3 döneme ayrılır.  1960'ların arkeolojik dönemi, 1970'lerin jeneolojik         dönemi ve 1980'lerin etik dönemi... 1960'lar: Biyoloji, dilbilim, ekonomi ve tıp 1970'ler: söylem analizi, yerini iktidar ilişkileri analizine bırakır 1980'ler: Öznel deneyimlerin inşa edilme süreçleri Foucault'u post yapısalcığın en önemli temsilcilerinden biri olarak göstermek mümkündür. Postyapısalcılık, özü itibariyle insan öznesine ilişkin bir eleştiriyi içerir ve insan bilimlerinin insanı anlamaya katkıda bulunan son 30 yıllık kavramlarını bozmak gerektiğini ifade ederek, tarihselciliği eleştirdi. Doğruluğu metnin içinde veya arkasında gören yapısalcılıktan farklı olarak postyapısalcılık, okuyucunun katkısını vurgulamış, okuyucuyla metin arasındaki karşılıklı etkileşimi üretkenlik olarak değerlendirmiş ve doğruluğu okuyucunun performansıyla ilişkilendiren bir yol önermiştir. Bu açıdan bakıldığında post-yapıs...

KKTC'de internet gazeteciliği ve etik sorunlar

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yayım yapan İnternet Gazeteleri, ülkede Bilişim Yasası bulunmamasından kaynaklı olarak gazete sınıfında sayılmamaktadır. Bilişim Çağı'nda, KKTC'de bir yasanın halen geçmemiş olması, ülke gazeteciliğini olumsuz şekilde etkilemektedir. Kısaca sorunları şöyle belirleyebiliriz: 1- Haberin doğruluğu kanıtlanmadan yayın yapılmasının önüne geçilememektedir. 2- Herhangi bir gazetenin haberleri, kaynak gösterilmeden yayınlanmakta, bununla ilgili yasal işlem başlatılamamaktadır. 3- Medya Etik Kurulu tarafından 2014 yılında yayınlanan rapor, 48 İnternet Gazetesi'nin ülkede yayın yaptığını tespit etmiştir. Bu sayı geçtiğimiz iki yılda daha da artmıştır. Bu gazetelerin neredeyse yarısının künyesi bulunmamaktadır / künyeye sahip olan gazetelerin bazılarında ise tüzel kişilikler bulunmamaktadır. Haberleri kimin hazırladığı, ne koşullarda servis edildiği bilinmemektedir. 4- İnternet Gazetelerini aktif olarak denetleyen bir kurum olmaması. ...