UBP'de kafa karışıklığı çok büyük
Normal koşullarda bu yazının Ulusal
Birlik Partisi Kurultayı'nın ertesi günü yazılması
gerekmekteydi. Ancak sağolsun UBP'li arkadaşlar sabaha kadar basın
mensuplarını mundar ettiği için, yazacak gücüm de dermanım da
kalmadı!
Perşembe gününe geldik, 2 gün sonra
yine kurultay var... Bu yazıyı yazabilmek için ancak kendimi
toparlayabildim!
***
Bir kere şunu görmekte fayda var!
Ulusal Birlik Partisi yönetimi çok
acayip bir kafa karışıklığı yaşıyor!
Şöyle ki;
Kurultay 'doğrudan demokrasi' naraları
ile başlayıp, temsili demokrasi ifadeleri ve ardından da katılımcı
demokrasi söylemleri ile devam etti!
En sonunda dün de bir demokrasi örneği
olarak Güzelyurt UBP İlçesi'nin camı çerçevesi indirildi!
İşte bunlar hep demokrasi...
Neyse...
Doğrudan demokrasiden bahsediyorlar
ancak ortada doğrudan demokrasi yok! Dahası tehlikeli olan şey
ise, 'doğrudan demokrasi'nin bu adamların elinde 'kirleneceği'
şüphesidir. Yarın öbür gün 'doğrudan demokrasi'niz de yerin
dibine batsın denilirse bunun önüne nasıl geçeceğiz hiçbir
fikrim yok!
***
Özgürgün'e biri şunu anlatmalı!
Doğrudan demokrasi dediğimiz şey,
üyenin liderini seçmesi ve sonrasında liderin istediğini kafasına
göre yapması değildir!
Halbuki Özgürgün, aylardır
kürsülerden şunu söylüyor:
“Biz, bu ülkeye doğrudan demokrasi
getirdik! 9 bin üyemiz bizi doğrudan seçecek!”
Eee, sonra?
Seçtikten sonra ne olacak?
İşte asıl soru burada başlıyor!
Üye doğrudan partiyi yönetemedikten
sonra, alınan herhangi bir kararda birebir etkisi olmadıktan sonra
%99 sizi seçse ne olacak!
***
Halbuki olay aslında çok basit!
Yıllardır fayda sağlanan koltuktan
bir kaç sene daha fazla faydalanmak adına üstteki dostlarımız
tepişirken, altta bizler ezilmeye devam ediyoruz...
Dahası da olmaz...
Yoksa kim kazanmış, kim kaybetmiş;
kime ne!
Herşey net aslında... 'Mamma' bitti,
UBP de bitti!
Daha çok tepişir bunlar!
Aman ha öyle bunlara çok takılıp
gerçek sorunlarımızdan uzak durmayalım! Nefesimiz açlıktan
halen kokuyor, unutmamakta fayda var...
***
İşin özü sayın okuyucu!
Öyle her zart zurta çok da fazla
takılmamak gerek.
Herkes bir yerlerden birşeyler
duyuyor, onu yaptığını ifade ediyor olsa da, aslında olan şey,
o şey değil, olacağı da yok!
Çok takılmayın yani Özgürgün'ün
ifadelerine...
Yoksa bir tek ben mi takılıyorum
acaba?
Comments
Post a Comment