Çok yetkili ve her konuda bilgili olmak
İnternet Gazeteciliği'nin hayatımıza
kattığı şeyler şüphesiz ki çok önemli... Küreselleşen
dünyanın bir etkisi olarak hayatımıza katılan internet
gazeteciliği, haberlere ulaşmamızı kolaylaştırmasının
yanısıra, interaktivitenin de artırılması konusunda çok önemli
bir noktaya geldi.
Okurlar, daha önceleri gazete
sayfalarında olan yazıları kendi arkadaş çevresinde
tartışabilirken, internet gazeteciliğinin gelişmesiyle birlikte
okur artık yazarla birebir temas haline geçti.
Ki ben buna acayip şekilde önem
veriyorum.
***
Ancak bu interaktif durum, hem okurun
hem de yazarın 'zayıflıkları'nın da daha kolay görünür hale
gelmesine sebep oluyor çoğu zaman...
Şöyle ki, bir konu ile ilgili bir
haber yapıldığında okuyucu o haberin altına “Allah belanızı
versin. Yalan haber yapıyorsunuz” “doğrusu şudur!” şeklinde
yorumlar yapabilme şansına sahip oldu.
Bu olayın üç bakış açısı
olmalıdır...
Bir; okuyucu sırf habere inanmadığı
ve gerçek olamayacağını düşündüğü için haberi yazan kişiyi
lanetliyor ve ona küfrediyor...
İki; haber gerçekten de muhabir
tarafından yanlış yorumlanmış ya da eksik yorumlanmıştır; bu
da haberin yaratması gereken algıda sorunlar yaratıyordur! Yazar
burada hatalıdır...
Ve tabii ki en önemlisi, haberi
'yaptıran' kişinin yaratmak istediği algının da o olabileceği
gerçeğini unutmamak gerekir! Günün sonunda, günümüz dünyasında
gazetecilik dediğin şey algı yönetiminden ötesi değil
maalesef...
Neyse... Algı yönetimi mevzusu daha
ciddi ve başka bir ortamda tartışılması gereken bir konu...
***
Varmak istediğim konu şu aslında...
Dün Lefkoşa Türk Belediyesi, iki
fırına yaptığı baskında sağlığa uygun olmayan maddeler ele
geçirmiş ve bunun sonucunda da iki fırının faaliyetlerinin 24
saatliğine durdurulduğuna dair bir bülten geçti.
TAK da dahil ülkedeki tüm basın
kuruluşları bu haberi ciddiye alarak kendi gündemleri içerisine
yerleştirdiler doğal olarak...
Buraya kadar bir sorun yok... Sorun ise
şurada:
***
Öncelikle, bazı okuyucu yorumlarını
sizler için derledim:
(Yorumlarda bulunan
yazım hataları harici tek kelimesine dokunmadım)
“Günde 500 tane
ekmek çıkaran bir fırın bugüne kadar kimi zehirlenmiş sorabilir
miyim? Bu resmen isim lekelemektir”
“Ben de Lemar
müşterisiyim, gayet memnunum hiçbir sıkıntı yaşamadım bugüne
kadar bilakis ekmeklerin hep taze ve hijyenik olduğunu düşünüyorum”
“Meyve veren ağaç
daima taşlanır. Lemar düşmanları tekrar hortladı... Yalan
haberlere inanmayın..”
“Gayet ciddi bir
kuruluş olup, yerinde görmek isteyenler ne kadar temiz ve sağlık
koşullarına uygun çalışıldığını görebilir. Yalan
haberlerle karalama kampanyası başlatıldı sanırım...”
Bu yorumlar sadece çalıştığım
kurumun web sitesine gelen yorumlar... İnternette yayın yapan diğer
gazetelere de aynı yorumların geldiğine şüphem yok...
***
Görüleceği üzere, çok yetkili ve
her konuda bilgili insanımız, bu konuda da bilgi sahibi olmalı ki,
mutfağını görmediği işyerlerinde hijyen koşullarına
uyulduğundan emin... Hem de yetkili Belediye'nin tüm kanıt ve
müdahalelerine rağmen...
Tamam yani şüpheci olunmasında bir
sıkıntı görmüyorum ama her halta da şüpheci davranmak olmuyor
doğrusu...
Dahası, sırf bundan dolayı da
muhabirleri, gazeteleri 'yalan haber' yapmakla suçlamak....
Yakıştıramadım vallahi!
Dipnot;
Önceki günlerde
bahsi geçen işyerlerinden biri ile ilgili bazı fotoğraflar da
sosyal medyada dolaştığını da hatırlatmak isterim.
Saygılar, sevgiler sayın okuyucu...
Comments
Post a Comment