En eski ve en genç personelden mektup
Daha üniversite yıllarındayken
Kıbrıs Postası'nda işe başladığımda, Haber Merkezi diye
adlandırdığımız odada 3 tane bilgisayar vardı. Bir tanesi o
zaman halen Kıbrıs Postası çatısı altında bulunan, Posta FM
personeli, çok tatlı Yasemin Abla adında bir kadına aitti.
İşi öğrenmek için ofise ilk
gittiğimde sarma sigara içtiğimi görüp benden çekinmiş,
'uyuşturucu madde kullandığımı' düşündüğünü çok sonradan
söylemişti bana... Tatlı kadın vesselam!
Bir de Erdem diye bir adam vardı!
Huysuz mu huysuz, gergin mi gergin bir herif!
Ustam olur kendisi... Patrona falan
sinir olduğunda klavyeleri yumruklar, sağa sola tekme atardı...
Ofisteki personele değil tabii...
Pencere, monitör, bilgisayar kasası... Bu tür şeylere...
Bu gergin karakterimi ona borçluyum
sanırım...
Neyse;
3'üncü bilgisayar da benim olmuştu...
İçinde Windows 98 sistem yüklü, hoparlörleri olmayan, tuşlara
her vurduğumda kendimi daktilo dersinde hissetmeme sebep olan bir
bilgisayar...
Yıl mı?
İngiliz daha adayı yeni işgal
etmişti... O kadar eski...
Neyse o işin şakası...
***
20 yaşında başladığım Kıbrıs
Postası serüveninde, bu yıl 6'ıncı senemi doldurdum sayılır...
Bu sırada üniversite bitti, master bitti derken, doktora
öğrenciliğim de halen devam ediyor...
O kadar çok şey oldu ki bu 6 yıl
içinde...
Örneğin; Erdem işi bırakıp
memleketine geri döndükten sonra 3 personel daha alındı ofise...
Hepsi internete tabii... Hiçbirinin de aklı sağlam değil
şüphesiz...
Sonra Haber Müdirem Canan Onurer'in
Amerika'ya yaptığı bir iş ziyaretinden faydalanarak hemen
geleneksel medyaya geri döndük!
Onu da Haber Müdürü olarak göreve
başlattık!
Koştursun!
***
Bir anda ofis öyle bir kalabalık oldu
ki; o 4 kişinin sığdığı odanın içinde 10 kişi oturmaya
başladık...
Filiz ve Meryem'le az sırt sırta
vermedik değil hani...
Gerektiğinden değil ama,
mecburiyetten... Adım atmaya yer yoktu ulan o odanın içinde... Bir
kişi hasta oldu mu, 10'umuz birden hasta oluyorduk... Virüsler
bayram etmiştir...
Neyse, söylenme, isyan, başkaldırı
falan derken yeni ofise de taşıdılar bizi... Geniş geniş yerimiz
oldu, bana da küfürlerimi savuracak daha fazla alan çıktı
tabii...
Sonra tabii binlerce kadının arasında
iş yaptığım gerçeğiyle yüzleştim!
Feministler kızmasın ama gerçekten
zor! Hem de çok zor... Öyle işte... Alışıyorsun ama.. Geçiyor
bir süreden sonra... Uyum bile sağlıyorsun onlara...
Derken 14'üncü yılına da girdi işte
gazete... Bu da ona özel bir anı yazısı olsun bari...
***
Haaa, bu arada;
buradan hayatında ilk kez işe
başlayacak tüm insanlığa sesleniyorum! Sakın ha, bir çok işten
anladığınızı ofis arkadaşlarınıza ya da patronlarınıza
belli etmeyin!
Toplayamazsınız 'fıçı'nızı...
Comments
Post a Comment